Pueblo Espanol: Kocaman bir kale düşün,içinde gez, yemek ye, designer dükkanlar, sergiler,
şehirden uzak ama 20 dakika. Sessiz , sakin. Dükkanlar binbir çeşit. Bir resim, bir vazo, bir bardak al. Bir sergiye gir, bir resime bak kaybol. Bir kahve iç, bir eskiyi kendini bırak, sal, yürü, dön, gene yürü.
La Sagrada Famila:
Dünyanın en büyük kilisesi. Saatler sürüyor gezmesi. Tadilat ve büyütme çalışmaları 2020 senesine kadar sürecekmiş. Gitmeye gerek yok bence, ama mimarsan ama gitmişken görmen gereken tarihitir diyorsan, git. 5 euroya kiralanan kulaklıklardan dinlemek daha keyifli öylesine bakıp dolaşmaktansa.
Museu Picasso: Picasso’nun evi. Müzesi. Detay detay en az 4 saat. Sabah kuyruğa çok erken girmek günü bitirmemek açısından çok önemli. Civar sokaklar dar, fantastik, kaybolunması gerekenlerden. http://www.museupicasso.bcn.es/index.htm
Park Güell: Uzak, ve yürümesi yorucu ve kalabalık ve belki de gereksiz. Artistik bahçeler, binalar. (işte Barca sevgilisi Batu) Antanu GAudi yapmış. Bana pek birşey ifade etmedi. Kocaman bir cheescake gibi...
Park Güell: Uzak, ve yürümesi yorucu ve kalabalık ve belki de gereksiz. Artistik bahçeler, binalar. (işte Barca sevgilisi Batu) Antanu GAudi yapmış. Bana pek birşey ifade etmedi. Kocaman bir cheescake gibi...
Plaj: Şehrin güneyindeki uzun Akdeniz’e kıyı plaj. Hava güzse şehirden yürüyerek 10 dakka. Deniz dalgalı, kumlu bulanık ama sıcak.
Akvaryum: Hayatımda gördüğüm en büyük, en güzel akvaryum. İnanılmaz balıklar, yürüyen yollar akvaryumun altına alıyor seni, tepende sağında solunda onlarca dev köpek balığı. Kaçırma! Hemen sahilde...Koskocaman! Ka-çır-ma!
Piazza de Maria: En güzel avlu. Akşamüstü bi içki. Akşam bi yemek.
Piazza de Maria: En güzel avlu. Akşamüstü bi içki. Akşam bi yemek.